Batılılar, pusun içinde yaşayarak ayak uydurmuş sert bir millettir. Güneşin çiğ ışıklarıyla yanmış buğday tenleri, gür saçları ve renkli gözleri vardır. Denizlerle haşır neşir olduklarından gemicilikte ustadırlar, korsanlık yapanlar da vardır.
Karakonaklılar: Yerleşim yerlerinin çevresini saran pus gibi solgun ve gizemlidirler. Onlar için tekinsiz oldukları söylense de cana yakındırlar. Diyarlarındaki pusun uğursuzluğundan korunmak için kalın pelerinler giyerler. Bu insanların arasında büyücülerin zamanında kirlettiği ve fiziksel değişimleriyle çarpılmış insansılar da vardır.
Kızıl Mızraklar: Meridya’nın en acımasız insanlarıdır. Burada yalnızca kadınlar söz sahibidir ve neredeyse tamamı kızıl saçlı ve iffetlerine oldukça düşkündürler. Muhafazakar ama işlevsel zırhlar kuşanan, bağnaz savaşçılardır. Tıpkı mızraklarının uçları kadar keskin bakışlı, erkeklerin girmesinin yasak olduğu kalelerinde ve manastırlarında eğitilmiş, yüksek disiplinli insanlardır.
Vahşikorlular: Onlar sarp falezlerde yaşamayı seven, daima talim yaptıklarından ve denizcilikle haşır neşir olduklarından nasırlı ellere, iyot kokan gür saçlara sahip çevik ve acımasızdırlar. Köleleştirdikleri insanlarla sınıfsal farklarını vurgulamak için sıra dışı moda anlayışları vardır. Arenalarda dövüşmekten kaynaklanan yara izlerini gurur nişanesi olarak taşırlar.
Yeldirunlular: Batının medeniyete en yakın, refah içinde görünen ve renkli çiçeklerle bezeli ovaların simasını taşıyan insanlardır. Sedef Yolu’nun getirdiği zenginliklerle doğu ve güney kumaşlarını çok iyi harmanladıklarından şık kıyafetler giyerler. Yeldirunlular, tüccar ve zanaatkardırlar.
