Konrad Karakonak’ın (I) (KÖ 4986 – KÖ 4972), KÖ 4980’de kurduğu en batıdaki şehirdir. Tüyler ürperten puslu ormanları, rüzgarlı vadileri ve puslu dağları vardır. Sınır hattı boyunca uzanan kasabaları zaman zaman kervanları ağırlar. İçlere doğru seyahat edildiğinde batakhaneleri meşhur mağaralara rastlanır. İzbe Orman’ın içlerinde onlarca yerleşim yeri varsa da çoğunlukla geniş ve sık ormanlarla çevrilidir. Seyyah Büyücüler Loncası’na mensup adı lanetlenmiş ve unutulmuş on dokuz büyücünün, batı diyarlarına ayak basmasıyla birlikte Karakonak’a da pus musallat oldu. Öyle ki, Sedef Yolu üzerinden seyahat eden büyücüler Yeldirun’a gelince batı yolunu takip ederek başşehire doğru yürüdü. Kimisi doğu tepelerindeki Deli Göl civarına, kimisi Hayalet Gölü’ne yolculuk etti. Konrad Karakonak’ın misafirperverliğini kötüye kullanarak halka arasında istenmeyen fısıltılar yaymaya başladılar. Büyücülerin insanlar üzerinde onların rızası olmadan yaptıkları habis çalışmalar, birçoğunun çarpılmasına ve istenmeyen hallere bürünmesine sebep oldu. Sınır kasabalarındaki baronlar, olan bitenin haberini Konrad Karakonak’a ulaştırınca büyük bir savaş cereyan etti. Seyyah Büyücüler Loncası’nı kuran Elisyad Arsan, hedefteki büyücülerin kendileriyle alakaları olmadığını duyurdu. Bu hamleyle on dokuz büyücüsünden olsa da, Konrad Karakonak’ın ordularının doğuya yürümesini de engellemişti. Konrad, Karakonak ile Batının Gölge Mızrağı arasındaki iyi ilişkilerini kullanarak bir tugay Kızıl Mızrak Savaşçısı’nı kiraladı. Kızıl Mızrak Savaşçıları, büyücülerin dönüştürdüğü kurtinsan savaşçılarıyla Çatal Göl önlerinde karşılaştı. Nihayetinde, Kızıl Mızrak Savaşçıları galip gelmiş ve tüm kurtinsanları öldürmüşlerdi. O günden beri, Kızıl Mızrak Tarikatı, insanların kutsallığıyla oynanıp böylesine bir çarpılmışlığa ve sapkınlığa bürünmesini lanetleyip soylarını kurutmaya yemin ettiler. Konrad Karakonak, her ne kadar kurtinsanları Hayalet Gölü’nün çevresindeki kasabalardan temizlediğini düşünse de, Karakonak’tan Çatal Göl’e kadar tüm kuzeybatıyı saran pus ortadan kalkmadı. Seyyahlar ve kervanlara eşlik edenler, pusun içine girdiklerinde yalvaran sesler duyduklarını, korkunç görüler gördüklerini iddia ettiler.
