Şarkın İlleri, doğu diyarlarının tam merkezinde yer alır ve Sedef Yolu’nun kesişme noktasıdır. Köklü hanedanların demir yumrukla yönettiği, geniş sınırlarıyla pek çoğu için iştah açan memlekettir. İmparatorlukların en seçkin savaşçılar da burada yetişir.
Sedef Yolu’nun göbeğinde olduğundan zenginliği dillere destandır. Doğudaki Kutsal Dağlar’ın arkasındaki ovalarda yükselen Sedef Şehir’den başlayan Sedef Yolu önce Tengar Hudutları’na uğrasa da asıl zenginliği, yolların kesişim noktasında olan Şarkın İlleri elde etmiştir. Bu yüzden, buradaki insanlar Sedef Şehir’deki tüccarlardan bile zengindir der çoğu gezgin. Buna rağmen, Sedef Kralları da şehrin bakımına ve gelişimine daima destek olmuşlardır. İller’de yaşanacak bir aksilik Sedef Yolu’nun kesilmesine ve ticaretin aksamasına sebep olurdu.
İller’in güneyindeki Gözyaşı Gölü için tanrıçaların, doğu topraklarına ilk kez ayak bastıklarında savaşlarda ölen kocaları ve çocukları için gözyaşlarını burada döktüklerini anlatırlar. Söylentiler odur ki, Gözyaşı Gölü’nün güneybatısındaki Üçgöz’e, tam da savaşın cereyan ettiği sırada göktaşları düşmüştür. Böylece ilahların arasındaki büyük savaşlar da son bulmuştur. Buna benzer nice söylentinin dolaştığı Meridya’da, kuzeyden bir şekilde buralara kadar gelebilen, hatta bu diyarlar hakkında yeterli bilgiye vakıf olmayan olmayan insanlar Üçgöz’e farklı efsaneler atfetmişlerdir.
Şarkın İlleri’nin doğusundaki köprüden geçişlerde gümrük vergileri kesen valiler, Elirad’a çıkan bir başka köprüye de zaman içinde el koymuşlar ve vergi gelirlerini ikiye katlamışlardır. Kervanların mecburi geçiş güzergahı olarak kullandıkları köprüler, İller’in zenginliğini de desteklemiştir. Ancak Eliradlılar’ın itirazlarıyla bölgenin kuzeyinden akan Güney Kutsal Nehir’in kuzeyine bir başka yol daha inşa edilmiştir. Böylece İller’in geliri düşerken Eliradlılar da kendi zenginliklerini garanti altına almışlardır.
Doğuda yaşanan çatışmaların çoğu ya saraydaki entrikalarda ya da mahkeme salonlarında çözülürdü. İnsanlar nadiren ellerine silahlarını alıp cephelere yürürlerdi. Sedef Krallığı’nın insan açısından bol olmasının sebebi de savaşların burada seyrek olmasındandı.
