Kuzeyin taygalarına hükmeden, at ve geyik sürücülerinin yaşadığı, yay ve mızrak kullanımında usta savaşçıların memleketidir. İnsanları yurtlarda yaşayıp geçimini kök sebzeleri üreterek, geyik ve at besiciliğiyle sürdürür. Buzkırlılar, soğuğa dirençli olduklarından, geniş kuzey topraklarında kurtların çektiği kızaklarda uzun yolculuklar yapmaya alışıktır. Binlerce yurdun merkezinde yükselen granitten Ateş Tapınağı vardır. Atalarının geleneklerini sürdürerek Ateş’i kutsal sayarlar. Öyle ki, dokuz bin kış evvel diyara düşen göktaşını, atalarının oyduğunu ve içine devasa bir ateş yaktıklarını anlatırlar. Ateş uzun süredir yanmaktadır. Buzkırlılar, kışlarını Kutsal Ateş’e göre hesaplar, ateşin varlığıyla bütünleşir ve yaşarlar. Her kış, Kutsal Ateş, Gök Rehberleri denen rahipler ve rahibeler tarafından yenilenir, insanlar bu yeni ateşi yurtlarına taşırlar. Onlar için ateş tazeyse gelecek de tazedir. Ateşin ısıttığı yurtlarında insanlar yeniden birleşir ve geleceği kutlarlar.
Hanlığın kuzeydoğusunda Örümcek Tepeler, kuzeybatısında İnci Tepe vardır. Örümcek Tepeler adını İpek Ormanı’ndaki insansı örümcekler almıştır. İnsanlar bu ormanın insansı örümceklerin istila ettiğine inansa da, çok az onları görmüştür. Onların bedenlerini göz açıp kapayıncaya kadar insana dönüştürdüklerini söylerler. Kimi kuzeyliye göre, insanların arasına karışmak için bu sihri kullanırlar. Hatta insansı örümceklerin, insanlarla birleştikten sonra gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğuna dair söylentiler dilden dile dolaşır. Doğudaki Baykuş Dağları’nın alçak eteklerinde yükselene dağların arasındaki Yeşim Ova’dan akan yeşil nehir, İnci Tepe’nin kuzeybatısındaki İnci Göl’e dökülür. Yeşim Ova, adı gibi yeşim rengi bir coğrafyaya sahiptir. Buzkırlı Gök Rehberleri, Yeşim Tenli İlahlar’ın ovadaki muharebede vefat ettiğini ve bedenlerinin doğaya karıştığına, onların kanlarının beslediği ova ve nehir de bu yüzden yeşim renginde aktığına inanırlar. Yeşim Ova’nın güneyinde Yüksek Yüce Kaplıca, Baykuş Dağları’nın batı eteklerinde buharı tüten bir cennet gibidir. Dağlardaki mağaralardan akan sıcak suların yerin altından, ilahların nefes alıp vermesiyle yükselerek aktığına inanırlar. Hanlığın yurtlarından kuzeydeki Don Diyarları’nın güneyinde yükselen Don Tepeleri’ne çıkan ve Kır Kapı’ya inen yollar boyunca yerleşim noktaları vardır. Gök Geyik Kadınları adlı tugaylar, topraklarının çoğunluğunu oluşturduğu savaşçılar Buzkır Hanlığı’nı korurdu. Ren Hanesi’nden Ayazlin Ren (KÖ 4780 – KÖ 4724), Gök Geyik Kadınları’nı savaşa defalarca sürmüş, Kızıl Mızrak’ların Buzkır’ı istila etmesini engellemiştir.
