Kütüphane: Eliryon Hanesi’nin Doğmayan Şafağı

Eliryon Hanesi’nin Doğmayan Şafağı – Meridyalı Pahisar Alna
Sır Derya’nın mavi okyanusları kurumadan evvelki senin ilk çeyreği bitip de ikinci çeyreğe girildiğinde üç hanedanın şafağı doğmadı. O ilk üç ay dönümünü görenler Eliryon, Kanyıldız ve Gümüşyaprak Haneleri’nin doğmayan şafaklarına şahit oldu.
İnsan ruhu bir kuyu gibidir. O kuyu bir zamanlar yüzlercesine ve binlercesine hayat verirken gün gelir kurur gider.
Eliryon Hanesi’nin kuyusu da tıpkı yüz binlercesine hayat veren kuyu gibi kurumaya başlamıştı. Eliryon Hanesi, tanrıların yeryüzüne bıraktığı Kızıl Yarık’tan Kutsal Nehir’in kuzeyindeki Kutsal Tepeler’e kadar olan topraklara hükmediyordu. Elirad’daki haneler arasında belki de en barışçıl ama büyücülere kendilerini kaptırmış olanlardandı. Ilyador Eliryon’dan itibaren bu ilişkilerinin arasından su sızmıyordu. Öyle ki, sarayda bile adı Hokkabaz’a çıkmıştı. Elbette, Doğu Diyarları’ndaki büyücülerde olan büyü kabiliyeti onda yoktuysa da takma adıyla gurur da duymuyordu. Alt hanelerden bir büyücü ailesinin kızlarından biriyle evlendiğinden beri Hokkabaz Ilyador Eliryon diyorlardı. Ne onun huzurunda ne de kulağına gidecek bir ortamda aynı takma adla anılmazdı. Ancak Eliryon’un batakhanelerinden hanlarına, genelevlerinden pazarlarına kadar pek çok yerde işitirdiniz. O günden sonra Eliryon’da büyücülerin çoğu gizlendikleri yerlerden çıktı ve hem ticarete hem de politikaya karışır oldular. Onlardan biriyle laf dalaşına girmek, Ilyador’un büyücü karısının hedefine girmenize neden olurdu. İlginçtir, Ilyador, kendi ülkesinde karısının böylesine fütursuzca eylemlerde bulunmasına müsaade ederdi. Onun sayesinde büyücü haneleri de güçlendi ve kolları pek çok kuruma ulaşır oldu.
Gel zaman git zaman, halk artık büyücülerin kontrolsüz güçlenmesine ses çıkarmaya başladı. Ilyador da uyuşmuş beyniyle karısının sözlerine itaat etmeye başladı. Eliryon Hanesi’ndeki herhangi bir lorddan beklenmeyen kararlar alarak bazı tüccarları, deyim yerindeyse, eyer takılmış eşeklere çevirdi. Onların sırtından hisarındaki hazineyi doldurmaya başlayınca onun zehir sözlerinden etkilenmeyen tüccarların kılıç bileylemesine sebep oldu. Tüccar Ayaklanması da o gün başlayıp iki kuş sürdü. Eliryon’un sokaklarında amansız çatışmalar sürerken, ayaklanan tüccarların Nivorath topraklarından kiraladıkları binlerce paralı askerler şehirde terör estirdi. Soylulardan bir kısmı paralı askerlerin, tüccarlar tarafından izin verildiği ölçüde yaptıkları yağmalar ve vahşet Ilyador’u anlaşma yapmaya zorladı.
Adına Tüccar Anlaşması dediler. Bu anlaşma uyarınca Ilyador, tüccarlara ayrıcalıklar verdi. Onlar elde ettikleri ayrıcalıklar sayesinde tekrar eski güçlerine kavuşunca, aristokratların zehirli sözleri yeniden dizginleri ellerine almalarına sebep oldu.
İnsan, kendisini zeki sanıyor ama kandırılması kolaydır.
Tıpkı Ilyador’unkine benzer bir olay, kırk kış sonra, Kurak’tan önce 43 yılında yaşanmıştı. Işaren Eliryon, doğudaki gücünü kontrol altına alabilmek için büyücü hanelerinin sözlerine kulak verdi. Hem Nivorath’tan gönderilen silahları taşıyan hem de Vahşikor’dan taşınan yetenekli kölelerin gemilerine el koymaya başladı.
Batılılar, gemilerinin doğulu bir kukla tarafından gemilerinin alıkonulduğu haberini alınca harekete geçerek bir sefer başlattılar. İşte, Kontes Yeldira Kormir de o sefere liderlik etti. Her ne kadar doğulular onun iffetine gülüp geçerken, o cephede yırtıcı hayvanların vahşiliğine bürünürdü. Barbar olsa da nice erkekten daha cevval, sözünün arkasındaydı! Onun palaspare kıyafetlerini süsleyen gümüş takılarındaki kan donduran parıltı, batının çiğ güneşinden yanmış teninden daha sert olan kalbiyle yarışırdı.
Kontes Yeldira Kormir ile Leydi Arisya Eliryon, Kurak’tan önce 43’te Mercan Denizi’nde karşı karşıya geldiler. Kontes Yeldira’nın denizcileri, Leydi Arisya’nınkilerden üstün gelmişti. Arisya ve çoğu denizcisi Mercan Denizi’nde sularda boğulurken, nicesi esir alındı. Yeldira, orada durmayıp kendisine Elirad’ın limanlarını hedef aldı. Her bir limanı yağmalarken kimseye gülen yüzünü göstermedi. O olaydan sonra kimisi, onun gözlerinden alev alev korlar fışkırır da der.
Işaren, belki de büyücülere el açmış olmasaydı Yeldira’nın dişli bir rakibi olurdu, belki o zaman kız kardeşi Arisya ölmez ve Işaren de hayatına son vermezdi.
Eliryon Hanesi, yok olmuş olsa da büyücülerin kontrol edebilecekleri nice hane hâlâ yeryüzündeydi. Aslında pek çoğu da güce kolayca erişmek isteyen, iştahlı ve eli kılıç tutan insanlardan oluşuyordu.