Mağrur Boğainsanlar – Alenisya Yeşimgöz
Sefirun Surra, Kurak’tan Önce Sır Derya adlı eserinde, okyanusun ötesindeki diyarlardan bahseder. Sır Derya’nın Ötesi olarak adlandırdığı diyarda, boğa başlı ve insan vücutlu efsunlu insansıların yaşadığını anlatır. Öyle ki, medeniyetlerinin kızıl kumların üzerinde yükseldiği koca koca şehirleri vardır. Toynaklı doğaları gereği uçsuz bucaksız ovalarda seyahat ettiklerinden söz edilir. Nice doğa düşkünü klanları sayesinde bereketli nehirler ve büyük ormanları yaşam verirler, yüksek adalarındaki tapınaklarında yobazları da yok değildir. Gelgelelim, ticarette ve dövüş sanatında da pek hünerlidirler.
Sır Derya kurumadan evvel kimi denizcilerin minotor adını verdikleri lakin benim boğainsanlar diyecdğim bu insansıların dört klanı vardır; Kehribar Toynaklar, Kızıl Boynuzlar, Yosun Sırtlılar ve Sessiz Çeneler. Her bir klanın kendilerine has özellikleri, yaratılışları gereği, onların bireysel olarak toplumlarında sıyrılmalarını sağlayan görünüşleri vardır. Nihayetinde, onların da tıpkı Meridyalılar’a benzer toplumları, prensleri, kontları, baronları, kralları ve imparatorları vardır.
Bu klanları tanımadan evvel, diyardan bahsetmek yerinde olacaktır. Meridyalılar, adına Sır Derya’nın Ötesi dese de, boğainsanlar Ulu Diyar diye anar buraları. Kuzeyde, Sır Derya’nın uçsuz bucaksız altın kumları uzanır. Çölün yakıcı sıcağını, batıdaki Kükreyen Tepeler ve doğudaki Göksüzen Dağları bir kalkan gibi göğüsler ve diyara girişini engeller. İki yükseltinin arasında ise uçsuz bucaksız Sarı Ovalar uzanır, adını sarı otlardan almıştır. Batı cephesinde, sarp ve geçit vermez Kızıl Boynuz Dorukları, içindeki Kızıl Diyar’ın kızıl topraklarını sır gibi saklar sanki. Burası Kızıl Diyar adlı başkente ev sahipliği eder ve doğuya doğru giden yol üzerinde Boynuz Arenası vardır. Buradan güneye doğru süzülen Çatal Nehri, Kıskaç Koyu’nun sularına karışır. Merkeze doğru ilerlediğinizde devasa gövdeleri göğe yükselen ağaçların meskeni Ulu Orman karşılar. Ormanın kuzeyinde berrak Gümüş Salya Gölü, kalbinde ise İkiz Diş Gölleri yer alır. Ormanın doğusunda Yeşilova Şehri hem kuzeyden hem de güneyden ticari anlamda işlek bir noktadır. Şehrin güneyine giden yol Kehribar Limanı’nda hem doğu hem de batıya doğru yönelir. Diyarın en meşhur pazarları bu limandadır. Doğuda, Göksüzen Dağları’nın eteklerinde Durgun Göz Gölü, Puslu Orman ve ormanın kıyısında Tuzlu Koy bulunur. Dağların batı eteklerinde Irak Hisar, güneyinde Cennet Şehir vardır. Daha güneye inildiğinde, kıvrımlı nehirlerin beslediği Yumuşak Post Ormanı ve onun içinde maden zengini Demir Dişler yükselir. Bu bölgenin suları Yankılı Göl’ün alçak zemininde birikerek, Bulanık Menderesler üzerinden süzülerek Bereket Deltası ile denize boşalır. Mendereslerin batısında uçsuz bucaksız Demir Toynak Ovası vardır. Ovanın güneyinde Gümüş Diş Hisarı bulunur. Doğusunda Kükreyen Meşelik Ormanı menderesin bereketli sularından yararlanır. Meşeliğin güneyinde Güney Burnu Hisarı vardır. Ana karanın en güneyinde ise denizin ortasında yükselen iki büyük adaya ev sahipliği yapan İkiz Boğa Takım Adaları bulunur. Doğudaki ada sarp ve yüksek yapısıyla göze çarpar. Balyoz Şehri’nin sakinleri burada ikamet ederken, batıdaki sırdaşı daha alçaktadır ve Çapraz Boynuz Şehri sakinlerine ev sahipliği yapar.
Yaklaşık iki bin beş yüz kilometre uzunluğa sahip olan toprakları, uçtan uca arşınlamak bir boğainsan değilseniz, her yiğidin harcı değildir. Bir insanın bu mesafeyi yayan katetmesi tam yüz gününü alırken, kendi diyarlarının sarp yollarına aşina, ciğerleri doğuştan kuvvetli boğainsanlar için bu yolculuk çok daha kısa sürer. Bir Meridyalı, sadık bir atın sırtında bu mesafeyi aşmak isterse, bozkırları ve geçitleri aşarak bir uçtan diğerine ancak iki ayda varabilir. Kara yolunun zahmetine katlanmak istemeyen gezginler ve tüccarlar içinse güney denizi daha hızlı bir alternatif sunar. Zira en batıdan yelken açan bir gemi, rüzgarı arkasına aldığı takdirde bir ay dolmadan en doğudaki limanlara demir atabilir.
Boğainsanların Ulu Diyar dedikleri memleketlerine dört klan hakimdir. Klanların mensupları zaman zaman aralarında husumet yaşasa da nadiren birbirlerinin kanlarını dökerler. Çoğu zaman barış içinde yaşayıp, külterlerini geliştirir ve ticaretlerini yaparlar. Nüfusları fazladır fazla olmasına ama yılda bir kere, her yaz ortası Sır Derya’dan çıkagelen kum fırtınaları, nice boğainsanların Sarı Ovalar’da seyahat ederken kaybolmasına sebep olur.
Klanların arasında en meşhuru Kehribar Toynaklar’dır. Toynakları, deniz tuzu ve kuma maruz kaldığından sarımsı bir kehribar renge bürünmüştür. Boynuzları yelken iplerine takılmasın diye geleneksel olarak törpülendiğinden kısadır ya da geriye doğru kıvrılmıştır. Kehribar Toynaklar, usta denizci olmakla birlikte ve kafaları ticarete çok yatkındır. Diyarın en dayanıklı gemilerini üretirler. Adalar ve ana kıta arasındaki tek ticaret bağlantısını Kehribar Limanı sayesinde sağlarlar. Dolayısıyla dokunulmazlığıyla da ün salmıştır.
Durugörü yetenekleri sayesinde kahinlikleri ün salmış Kızıl Boynuz Klanı, kendilerini Gök ile Yer Arasındaki Köprü olarak adlandırır. Kızıl Diyar’da yaşarlar. Altın Boynuzlu Boğa’nın dünyayı taşıdığına inandıkları için gökteki tanrılarıyla iletişim kurmak üzere yıldız haritalarını okurlar. Boynuzları kızıldır ve dik bir şekilde yükselir. Böylece gökten gönderilen ilahi vahiyleri aldıklarını söylerler. Vücutları diğer boğainsanlara göre daha ince yapılı olsa da oldukça dayanıklıdırlar. Diyarın mitolojik birikimini korumakla kalmayıp, yeni destanlar da yaratırlar.
Sessiz Çeneler, mimar ve inşaat alanındaki zekalarıyla öne çıkarlar. Diyarın çoğu büyük şehrini Sessiz Çene’ye mensup boğainsanlar inşa etmiştir. Kuzeydeki Irak Hisar ve Cennet Şehir, onların eseridir. Öyle ki, Cennet Şehir’deki yüksek mermer tapınakların eşi benzeri yoktur. Her bir tapınağın kendine has özellikleri ve adeta mimari mucizeleri vardır. Devasa anıtlar, surlar ve su kemerleri inşa ederler. Hatta mimari yapıların üzerine kazıdıkları göz kamaştıran semboller ve yaşanmışlıklarla geçmişlerine de ışık tutarlar. Sessiz Çeneler’in derileri neredeyse kaya kadar serttir ve yer yer vücutlarının belli bölgelerinde çatlaklar vardır. Boynuzları kalın, küt ve gridir.
Yosun Sırtlılar, diğer boğainsanlara nazaran daha sakindirler ve doğayla bütünleşik yaşarlar. Ulu Orman, Yumuşak Post Ormanı, Kükreyen Meşelik ve Puslu Orman’da mermer tapınakları vardır. Bilgedirler ve ağaç çobanları olarak anılırlar. Ormanlarda ikamet ettiklerinden, zamanla fiziksel özellikleri de değişmiştir. Postları gri ve yeşilin dansını andırır ve sırtlarında yosun tabakalar vardır. Boynuzları geyik boynuzu gibi dallanıp budaklanır. Şifacılık ve tarımda ustadırlar.
Her klanın sahiplendiği şehirler olduğu gibi ortak yaşadıkları yerler de vardır. Yeşilova Şehri bunlardan biridir. Güney sahillerindeki Gümüş Diş Hisarı ile Güney Burnu Hisarı’ndaki askeri birlikler, güneydeki takım adalara hakim olan savaşçı birliklerin kontrolündedir. Çapraz Boynuz Şehri ile Balyoz Şehri, iki farklı askeri boğainsan birliklerine bağlıdır. Bu birlikler zaman zaman aralarında çatışsa da, söz konusu diyarın savunması olduğunda bir araya gelirler.
