Meridya’da Büyü Üzerine

Meridya’da Büyü Üzerine – Anonim

Büyü, Meridya’da mitolojik kökenlere dayanmaktadır. Büyücüler büyülerini icra ederken fiziksel bir bedeli de ödemek zorundadırlar. Bu bedel ölüm ve yaşam arasında kalan ince bir kanala bağlıdır. Büyünün yıkıcı gücüne göre bedeli de ya hafiftir ya da ağırdır.
Meridya’daki büyü enerjisi, ki buna Öz de denir, atmosferde uyuyan lakin çok yüksek hızlara ulaşabilen, insanların göremeyeceği kadar küçük parçalardır.
Büyü kullanıcısı, Öz’ü vücuduna çektiğinde, kanal oluşturur ve kaynağın parçacıkları kontrol edilemez hızlara çıkar. Büyü ne kadar yıkıcı olursa, parçacıkların hızı ve dolayısıyla kinetik enerjisi de o kadar artar. Öyle ki, bu parçacıklar bir kap, yani insan damarı ve ruhu içinde hareket ederken hem birbirlerine hem de damarların duvarlarına çarparlar. Bu parçacıklar ne kadar hızlıysa, o sırada yaşanan çarpışma sayısı ve şiddeti o kadar artmaktadır. Böylece sistemde iç enerjinin ve basıncın artmasına neden olur. Büyü, insanlar için tasarlanmış bir zanaat olmadığından, insanların vücudu bu parçacıklar için dar bir kanaldır. Zira yüksek hızlı büyü parçacıkları, büyü kullanıcısının hücrelerine çarparak hasar verir. Hasar üç aşamadan oluşur ve yıkımı arttıkça, büyü kullanıcısının da üzerindeki fiziksel ve ruhsal yıkım fazla olur.
Büyü uygulandığında başta kullanıcısına ve sonra da çevresine olan yıkımı, enerjinin korunumu, hareketi ve transferiyle açıklanır. Örneğin büyü kullanıcısı, büyü yaparken açığa çıkan atık hareket enerjisini çevreye salar. Havadaki görünmez parçacıkların hızı aniden artar ve hava ısınır ya da parçacıkların hızı yavaşlar ve hava soğur. Havadaki parçacıkların rastgele hareketi, büyüsel müdahaleyle karmaşık dalgalara dönüşebilir. İşte bu dalgalar, doğrudan kulak zarına veya sinir sistemine çarpan akustik bir düzensizlik yaratır.

Büyünün Temeli Hakkında
Büyü, aslen Meridya’da Sükûn Çağı ve Uyanış Çağı’nda yaşamış ilahların ve ilahelerin özüdür. Gelgelelim, bu öz de sonsuzdur. İnsan vücudu ise ölümlüdür ve sınırlıdır, bu yüzden büyü ağır bedeller talep eder.
İnsan vücudu, tanrısal bir enerjiyi taşımak için tasarlanmamıştır. Tohumlarında büyü kırıntısı olanlar, büyü enerjisini çekmek için birer kanal olarak vücutlarını kullanırlar.
Büyü yapmak üzere odaklanılan enerji vücuttan geçerken sürtünme yaratmak ister. Bu sürtünme, büyü kullanıcısının hücrelerini yaşlandırır, organlarını yorar ve yaşam enerjisini tüketir.

Büyü Kullanımının Aşamaları ve Fiziksel Etkileri
Büyünün kuvvetine göre Aşınma Dereceleri vardır. Bu aşınma kimi büyü kullanıcısının fiziksel gücünü tüketirken, kimisinin zihinsel gücünü tüketir.
Birinci Derece Kıvılcım’dır. Büyü kullanıcısının gözlerinde geçici parlamalar, el ve ayak parmaklarında karıncalanmalar olur. Bu derece, büyü kullanıcısının ömürden aylar götürür.
İkinci Derece Akış’tır. Büyü kullanıcısında burun kanaması, saçların aniden beyazlaması, deri altında mor damarların ortaya çıkması gibi belirtiler gösterir. Bu derece, büyü kullanıcısının ömründen aylar götürür.
Üçüncü Derece Aşırı Yükleme’dir. Büyü kullanıcısı kendi kapasitesinin üstünde bir büyü yaparsa, Ruhsal Yıkıma yol açar. Büyü kullanıcısı yıllarca yaşlanır veya kalıcı bir sakatlık (görme kaybı, titreme, felç, halüsinasyon, paranoya) yaşar. Bu derecenin sonuçları ölümcül ve kalıcıdır.

Büyü Kaynağı
İlahların ve ilahelerin Öz’ü büyünün ana kaynağıdır.

Büyü Entropisi
Büyü yapıldığında kullanıcısnın yanı sıra etraftaki yaşam enerjilerini de etkiler. Öyle ki çiçekler solabilir, hava kontrolsüz ısınabilir, soğuyabilir, çevredeki insanları deliliğe sürükleyen sesler yayabilir.

Nihayetinde zaman içinde anlaşılmıştır ki, büyü, Meridyalılar için bir hediye değildir. Büyü denilen illet, aksine yıkıcı bir güce sahip, kontrol edilmesi zor, ağır ve telafisi mümkün olmayan bedellere yol açan bir lanettir.