Kısa Hikâye: Ötediyarın Geçitleri

Ötediyarın Geçitleri, Aquila adlı bir kraliçeye babasından miras bir görevi konu ediniyor.

Aquila, Aurelian Krallığı kontrolünü elde ettikten sonra kötü bir kehanetin başlayacağı havadisi kısa sürede diyara yayıldı. Eğer engel olunmazsa gökyüzünde devasa geçitler açılacak ve Ötediyar’ın işgalcileri Aurelia Latium’un da bulunduğu dünyayı yer ile yeksan edecekti. Kral ölüm döşeğindeyken kızına bir maceraya çıkmayı vasiyet etmişti. Ancak bu vasiyet, sadece bir yolculuktan ibaret değildi.

Rivayete göre, genç kraliçenin bulması gereken bu parşömen, Ötediyar’ın geçitbüyücüleri tarafından açılan geçitleri kapatacak büyüyü saklıyordu.

Okumaya devam et “Kısa Hikâye: Ötediyarın Geçitleri”

Kısa Hikâye: Savaşbüyücüsü

Merhaba!

Savaşbüyücüsü adlı kısa hikâye, Tevos adlı bir savaşbüyücüsünün hüzünlü kısa macerasını konu edinmektedir. Bu kısa hikâyede, bir kara elf olan Tevos, alev duvarı büyüsünü öğrenip değerli bir madeni elde etmeye çalışmaktadır. Ancak aceleci, hazırlıksız ve düşüncesiz hareketleri zenginlik hırsını alevlendirmiştir.

İyi okumalar dilerim, sevgili okurlar!

Okumaya devam et “Kısa Hikâye: Savaşbüyücüsü”

Kısa Hikâye: Günindi Diyarındaki Bahçe – III

Günindi Diyarındaki Bahçe adlı kısa hikâyemin son bölümünü de sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okurlar.

Umarım ilk iki hikâyeyi okurken sizler yeni bir diyara yolculuk ederken bir dayanak yaratabilmişimdir. Üçüncü bölümde Galâhid’in son düşüne eşlik edeceksiniz. Ancak bu bölüm, ana fikri vereceğinden dolayı önceki iki bölümden daha kısa olacak.

Günindi Diyarındaki Bahçe’nin üçüncü bölümünü okumadan önce, eğer ilk iki hikâyeyi okumadıysanız bu bölümleri de okumanızı tavsiye ederim.
Kısa hikâyenin ilk iki bölümünü okumak için tıklayınız.

Sevgiler!


Okumaya devam et “Kısa Hikâye: Günindi Diyarındaki Bahçe – III”

Agnes ve Emery’nin Hikâyesi: Kumdaki Kanlar ve Kırmızı Yapraklı Çöl Ağaçları

Laudun’Dal Efsanesi: Kayıp Şövalye’nin konusu adından da anlaşılacağı üzere bir şövalyenin üzerinde yoğunlaşır. Ancak bu şövalye, diyarda o zaman kadar gelmiş ya da sonrasında yer almış şövalyelerden tamamen farklıdır.

Agnes ve Emery de Büyük Tufan’dan sonra, ilk kez bu şövalyenin zırhını ve kılıcını görecek insanlardı.

Okumaya devam et “Agnes ve Emery’nin Hikâyesi: Kumdaki Kanlar ve Kırmızı Yapraklı Çöl Ağaçları”

Kısa Hikâye: Günindi Diyarındaki Bahçe – II

Günindi Diyarındaki Bahçe adlı kısa hikâyemin devamı için en az Luadun’Dal Efsanesi: Kayıp Şövalye eserime verdiğim özenle çalışıyorum. Hikâyenin ikinci bölümünü tamamlayabildiğim için mutluyum ve sizlerle de bu mutluluğu paylaşmak istiyorum.

Gel gelelim, kısa hikâyede işlenen konuya ilk dokunuşu da ikinci bölümle ilk defa yaptım. Sizlerin de beğeneceğini arzuluyorum.

Eğer ilk bölümü okumadıysanız, öncelikle ilgili bölümü okumanızı tavsiye ederim.

Günindi Diyarındaki Bahçe’nin ilk bölümünü okumak için tıklayınız.

Sevgiler!

Okumaya devam et “Kısa Hikâye: Günindi Diyarındaki Bahçe – II”

Kısa Hikâye: Günindi Diyarındaki Bahçe

Bir yandan Luadun’Dal Efsanesi: Kayıp Şövalye eserimi yazmaya devam ederken, kalan diğer boş zamanlarımı kısa hikâyelere harcamayı her zaman sevdim. Bu yüzden bu zamanlarda, siz değerli okurların hoşuna gidebilecek yeri geldiğinde içinizi rahatlatacak, yeri geldiğinde de heyecan yaratacak kısa hikâyeler yazmak beni ettiği gibi siz değerli okurları mutlu eder, diye düşünüyorum. Dolayısıyla da sizlerin, okurken mutlu hissedeceğiniz ve yeni fantezi kahramanlarıyla tanışabileceğiniz bir diyara daha seyahat etmesini arzuluyorum.

Günindi Diyarındaki Bahçe adlı, muhtemelen birkaç bölümle tamamlamak istediğim, kısa hikâyemi okumanızı hevesle öneriyorum. Sizlerden gelecek yorumları ise heyecanla bekliyorum.

Günindi Diyarındaki Bahçe, Galâhid adlı bir Günindi elfinin simya ve botanik işleriyle elde ettiği efsunlu prestiji ve rüyalar âlemine yolculuğunu konu ediniyor.

Sevgiler!

Okumaya devam et “Kısa Hikâye: Günindi Diyarındaki Bahçe”

Luadun’Dal’in İlk ve Tek Hükümdarlığı: Medietas Krallığı

Luadun’Dal, sürekli olarak batı ve doğu kadim diyarlarından yelken açan grupların istilasına uğruyordu. Bu gruplar bağımsız olarak bu diyara geliyorlardı. Yeni topraklar, yeni fırsatlar ve hükmetme arzusu bu insanları Luadun’Dal’e çekti. 

Nianne ve Lillen, Aedrunar ve Tuasang arasındaki kıtada yeni bir şehir kurdular. Bu sırada Nianne ve Tillus evlendi. Evlilikten bin yedi yüz yıl sonra, Tempius adında bir erkek çocuk doğdu. Nianne, Tillus ve Lillen bu şehri Tempius’a armağan ettiler. Buraya Luadun’Dal dediler.

Okumaya devam et “Luadun’Dal’in İlk ve Tek Hükümdarlığı: Medietas Krallığı”

Tiran Kraliçe – Bir Kısa Hikâye

Tiran Kraliçe adlı kısa hikâye, fantastik bir diyarda, adından da anlaşılacağı üzere Tiran bir kraliçenin hikâyesini anlatmaktadır.

Hikâyenin tek amacı, Merialeth Norra gibi kişilerin kendisine olduğu kadar etrafındakilere de zarar verdiğini anlatmaktır. Çevremizdekilere zarar vermediğimiz ve haklarında iyi düşündüğümüz zaman, daha yaşanabilir ve mutlu bir medeniyet oluşturacağımızı düşünmek kesinlikle yanlış olmaz.

Umarım ki, bu hikâye birçok insana ulaşır ve insanların çevresindeki diğer insanlara, ormanlara, denizlere, diğer hayvan türlerine kısacası tüm doğaya ve hatta evrene bakış açıları iyi yönde değişir.

Tiran Kraliçesi adlı kısa hikâyenin kesinlikle gerçek kişi, olay ve yerlerle ilgisi yoktur.

İyi okumalar ve mutlu günler dilerim, sevgili okur!

Okumaya devam et “Tiran Kraliçe – Bir Kısa Hikâye”

Saltanat Kalesi Muhafızı – Bir Kısa Hikâye

Saltanat Kalesi Muhafızı adlı kısa hikâyeyi, çok değerli iki sevgili dostum, Ecem Öksüz Seyithanoğlu ve Ahmet Kaan Seyithanoğlu’na ithaf ederek yazdım. Aşağıda okuyacağınız kısa hikâyeyi birkaç ay önce İngilizce olarak tamamladım ve Medium’da paylaştım. Ancak Türkçe de okunmasını sağlamak için, İngilizce’den Türkçe’ye çevirerek kişisel internet siteme de eklemek istedim.

Ecem ve Kaan’ı, kitabımı yazarken ve yazdıktan sonra bana verdikleri destek paha biçilemezdi. Ben de minnettarlığımı, aşağıdaki hikâyeyi yazarak göstermek istedim.

Aşağıdaki kısa hikâye, tamamen hayalî karakterlerden oluşmaktadır ve hayalî bir diyarda yaşanmaktadır.

Romanus Psellos adlı insan bir Saltanat Kalesi Muhafızı ve emrindeki savaşçılar, Eudoxia Kalesinde muhafaza edilen, saltanatlığa mensup bir mücevherin korunması görevine atanırlar. Tufandan Sonra 758 yılında, Eudoxia Kalesi Cüceler tarafından kuşatılır. Hem Psellos hem de savaşçılarını zorlu bir sınav beklemektedir. Kalenin inşasını 149 yıl önce, imparatorluğun baş mimarı Eudoxia Omnena üstlenip tamamlamıştır. Bu kalede, bir zanaatkâr ve aynı zamanda da ejderha eğitmeni Carenthius Stratagus tarafından üretilen Theodora’nın Kalkanı adlı bir mücevherin korunması gerekmektedir.

Burada Ecem’e ve Kaan’a ithaf ettiğim karakterler Eudoxia Omnena ve Carenthius Stratagus’dur.

Ecem’e ve Kaan’a bana desteklerinden ötürü tekrar çok teşekkür ederim. Umarım bu kısa hikâye sizleri mutlu etmiştir.

Okumaya devam et “Saltanat Kalesi Muhafızı – Bir Kısa Hikâye”